a
b

b

SİZİN KÖŞENİZ

SİZİN KÖŞENİZ

06 Şubat 2025 Perşembe

ABD’NİN HESABA KATMADIĞI “ARNAVUT İNADI”

ABD’NİN HESABA KATMADIĞI “ARNAVUT İNADI”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Seçimlere beş kala ABD başkanı Trump’un önemli adamlarından Richard Grenell Kosova başbakanı Kurti’nin güvenilir biri olmadığını, ABD güvenilir ortaklara ihtiyacı olduğu açıklamasını yaptı. Grenell’in bu açıklamasını Trumpun oğlu da paylaştı. Kosova seçmeninin iradesini  etkilemeye yönelik olan bu açıklamayı  Kosova muhalefeti fırsat bilerek, Soros medyası ve gazatecileri desteğiyle seçimleri Kurtinin Vetvendosye Hareketi kazanması durumunda Amerikanın Kosova’dan askerini çekeceğini, dolayısıyla Sırbistan bizi “yutacağı” yönünde tehditlerini artırdı.

Şunu da hatırlatalım ki beş sene önce Trump yönetimi aynı senaryoyla Kosova muhalefeti yardımıyla Kurti hükümetini düşürmüştü. Peki Amerika ne istiyor? Tmamen Sırbistan’ın istediği gibi Sırp Belediyeleri Birliği adında Kosova içerisinde yürütme yetkileri olacak farklı bir yapının kurulmasını istiyor. Buna karşılık ise Trump yönetimi ekonomik yatırım desteği vaad ediyor. Fakat Sırbistan’dan Kosova’yı tanıması yönünde harhangi bir talebi yok.

Bir kez daha hatırlatalım: Sırp Belediyeler Birliği’nin Sırbistan’ın isteklerine göre kurulması, Kosova devletinin işlevselliğini engellemek, bunun ikinci adımı ise Kosova’da Bosna misali yeni bir Sırp Cumhuriyetinin kurulması demektir. Miloşevic rejiminin 1999 yılında etnik temizlikle yapmak istediğinin aynısı.

Bosna’da Batı’nın desteğiyle etnik temizlik ve soykırım yapılarak  kurulan Sırp Cumhuriyeti Bosna’nın bütünlüğü için nasıl bir tehdit oluşturduğunu bugün herkese malumdur. Bunun yanında Bosna ve çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu Sancak bölgesiyle bütünlüğü bozan Bosna Sırp Cumhuriyetinin aynısı Kosova ve Yeni Pazar Sancağı arasına  yeni bir Sırp Cumhuriyeti sokularak yapılmak  istenmektedir.

Kosova’da yeni bir anayasal Sırp oluşumu demek, mevcut Kosova Anayasasının değişmesi de demektir. Çok etnisiteli bir anayasal yapının değişmesiyle Türkler dahil tüm diğer azınlıktaki topluluk haklarının  yeniden düzenlenmesi demektir. Hükümet karşıtı gösterilerle zor günler yaşayan  Sırbistan Cumhurbaşkanı Vuçiçe açık şekilde destek veren ABD’li Grenell’in   Kosova’da seçime beş kala Albin Kurti partisine  oy vermemeleri için seçmene çağrı yapması boşa gidecektir, çünkü hesaba katmadığı bir şey vardır: Arnavut inadı!

Orhan Sait

06.02.2025

Devamını Oku

YURT DIŞINDA EĞİTİM, KOSOVA’DA ÇÖZÜMSÜZLÜK: GENÇLERİN SUÇU NE?

YURT DIŞINDA EĞİTİM, KOSOVA’DA ÇÖZÜMSÜZLÜK: GENÇLERİN SUÇU NE?
4

BEĞENDİM

ABONE OL

Uzun yıllar eğitim için Türkiye’de bulunduğumdan, Kosova siyasetini yakından takip etme fırsatım olmamıştı. Ancak bu seçim dönemiyle birlikte, benim gibi kararsız genç seçmenler arasında bilinçli bir tercih yapabilmek adına RTK’nın Türk partilerinin milletvekili adaylarıyla düzenlediği tartışma programlarını ilgiyle izliyorum.

Milletvekili adaylarımızın da belirttiği üzere Kosova’daki Türk gençlerinin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri istihdamdır. Türkiye’de eğitimini tamamlayıp Kosova’ya dönen gençlerin iş bulmakta zorlandığı aşikâr. Bu sorun beni de doğrudan etkiliyor. Dil bariyeri, denklik ve uygun iş pozisyonu bulma gibi zorluklar arasında milletvekili adaylarının tartışmalarında en çok dil bariyeri vurgulanıyor. Ancak, dil bariyerine bu denli odaklanmak çözüme ulaşmayı geciktiriyor. Programlarda da savunulduğu üzere Türk gençlerinin dil problemi, coğrafi konum ve kişisel gelişimlerine göre değişiklik göstermekte. Bu nedenle, sorunun çözümü belediye bazlı veya kişiye özel ele alınmalı. Ancak, bir milletvekili adayının iş bulmak ve Arnavutça öğrenmek için mutlaka Kosova’da lisans veya lisansüstü eğitim alınması gerektiğini savunmasını anlamakta güçlük çekiyorum. Bunun üzerine, Kosova’daki gençlerin potansiyel iş imkanları sunan bölümleri tercih etmedikleri için mezuniyet sonrası istihdamda zorluk yaşadığı, Türkiye’de eğitim alanların bazı bireylerin diplomasının Kosova’da bir karşılığı olmadığı için, Kosova’ya ayak uyduramadıkları için bu sorunları yaşadıkları iddia edildi.
deneme bonusu veren siteler
Hem lisans hem de yüksek lisans eğitimini Türkiye’de tamamlamış işsiz bir genç olarak ve bir seçmen olarak hayal kırıklığına uğradığımı belirtmek isterim. Bazı adaylar, sorunların temeline inmekte doğru bir yol izlemiş olsalar da bu sorunlara bir siyasetçi olarak nasıl çözüm üretebiliriz diye düşünmek yerine, sorunları yurt dışında eğitim almış bizlere atfetmeleri doğru bir yaklaşım değildir. Hele ki, eğitimini Türkiye’de tamamlamış veya sürdürmekte olan adaylardan bunları duymak oldukça üzücü.

Eğitim, bir bireyin hayatındaki en önemli unsurlardan biridir ve her birey, istediği bölüm ve üniversitede eğitim görme hakkına sahiptir. Bu yalnızca bireye değil, ülkeye de fayda sağlar. Yurt dışına eğitim için gönderilen bireylerin, kazandıkları teknik bilgileri ve gelişmeleri kendi ülkelerine kazandırmaları sağlanmalıdır. Kendi deneyimimden örnek verirsem, biyoloji gibi sevdiğim ve başarılı olacağımı düşündüğüm bir bölümü seçtim. Eğer Türkiye’de eğitim almasaydım, tez danışmanım dünyanın en etkili bilim insanları listesinde yer alan bir profesör olamayacaktı. Türkiye’de aldığım her iki eğitim seviyesine rağmen, Kosova’da Arnavutça ile ilgili bir dil bariyerim olmadı. Ancak, küresel öneme sahip mesleklerde eğitim alırken Kosova’daki denklik sorunları ve işsizlik engelleriyle karşılaşmamız bizim suçumuz değildir. Bu sorunun çözümü, milletvekillerinin önereceği yasa tasarılarıyla mümkün olacaktır.

Bir öğrenci, dört yıl süren lisans eğitiminin sonunda mesleğiyle ilgili denklik ve iş imkanlarını önceden öngöremez. Bu sorun, okuduğumuz bölümlerin “yanlış” seçilmesiyle değil, Kosova’nın mevcut koşullarıyla ilgilidir. İnsanlar sadece popüler diye meslek seçmek yerine, sevdikleri işi yaparak toplumu ileriye taşır. Mesleğini sevmeyen bir doktor, insanlara nasıl yardım edebilir? Sevmeyerek çalışan bir mühendis toplumuna nasıl katkı sağlar?

Sorunlara çözüm ancak ve ancak bizleri destekleyen, sorunlarımıza kulak veren siyasetçilerle olur. Biz idealist gençler, bu sorunlardan kaçmak için istemediğimiz yaşamlara sürüklenmeye mecbur bırakılamayız. İstihdam sorunlarının doğurduğu olumsuzluklar farklı mesleklere yönelmeye neden olsa da nihai sonuç beyin göçüdür. Bizler, elbet sevdiğimiz işi yapıp mutlu olacağız. Desteklensek de desteklenmesek de…

İrem KASAP

26.01.2025

Devamını Oku

Kimliğe Yeniden Sarılmak: Priştine Türk Gençlerinin Gelecek Mücadelesi

Kimliğe Yeniden Sarılmak: Priştine Türk Gençlerinin Gelecek Mücadelesi
5

BEĞENDİM

ABONE OL

Eğitim öğretim yılı başlayalı daha 1 ay olmamışken, kendi çocukluğum aklıma geldi. Henüz birinci sınıftayız, her şey yeni ve heyecanlı. O yaşlarda milliyet ve benlik kavramını henüz bilmiyorduk. Ta ki, azınlık olduğumuz için uğradığımız ilk akran zorbalığına kadar. Neden zorbalığa uğradığımızı anlamaya çalışırken yenileri gelirdi. Sokakta Türkçe konuşmanın garip bakışlara neden olduğu 2006 Priştine’sinde hala bir şey değişmedi. Peki ya biz?

Priştine’de eğitimini Türkçe tamamlayan herkes bilir ki, bu büyük bir mücadeledir. Olumsuz eğitim şartları, tüm gün anadilde konuştuktan sonra Arnavutça’da karşılaştığımız dil bariyeri, gelecek kaygıları… Lise bitti, kimimiz eğitimini Türkiye’de tamamladı, kimimiz burada eğitimine Arnavutça devam etti. Bilen bilir, her ikisinin de getirdiği zorluklar mevcuttur. Fakat burada anlatmak istediğim eğitim zorluğu değil, biz gençlerde oluşan milli kimliktir. Şüphesiz ki, yaşadığımız zorlukların milli kimliğimizin güçlenmesine katkısı büyüktür.

Bireyselde milli kimliğimiz çok güçlü, bunu biliyoruz. Peki ya bunun toplumumuza yansıyışı? Priştine’de Türklüğün yıkılmaz kalesini orta ve ileri yetişkinlik yaş grubuna mensup bireylerimizin temsil ettiği inkar edilemez bir gerçektir. Katıldığım her etkinlikte aynı kişileri görmek, istikrar ve inançlarını takdir etsem de, ait olduğum yaş grubu ve altı açısından üzüntü taşımaktadır. Peki ya biz gençler olarak neredeyiz? Neden bu yıkılmaz kalelerin bir parçası değiliz? Üzerine çokça düşündüğüm bir mesele bu.

Bunun temelde birçok nedeni bulunmakta. İlginizi çeker mi bilemem ama, biz gençler topluma küstük. Yıllarca emek verdiğimiz eğitimimizi tamamladıktan sonra koltuğunu bırakmayan, gençliğin getirdiği yeniliğe ve bilgilere açık olmayan bireylerden dolayı iş bulamadığımız için küstük. İş bulmanın, siyasi kollara yakınlıkla doğru orantılı olmasından dolayı küstük. Kosova’nın birçok önemli kurumunda yer alan temsilcilerimizin bizlere kulak vermemesinden dolayı küstük. Kosova’da milli kimliğimizin belkemiğini oluşturan bazı sivil toplum kuruluşlarının şahsi çıkarlar üzerine kurulmasına küstük. Bölündüğümüz ve asla bir araya gelemediğimiz için küstük.

Bizler çok fazla şeye küstük. Ama her küslüğün bir sonu vardır. Artık barışma zamanı… Bizler, geleceği şekillendirecek nesiliz. Ait olduğumuz kimliğe sahip çıkmalı, çağımızın getirdiği yeniliklere ayak uydurarak farkımızı ortaya koymalıyız. Bunun ilk adımını yakın zamanda atmak niyetindeyim. Dilerim ki, her yaş grubundan gençlerimiz bu adımları beraber atmama gönüllü olur, ve küstüğümüz bu değerlerimize farklı bir pencereden bakarız. Atamızın söylediği gibi ‘’ Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz’’.

İrem Kasap

29.10.2024

Devamını Oku

One Window, Many Doors…

One Window,  Many Doors…
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu günlerde bizi anlatan çok güzel bir ifade.

Bir pencere, bir sürü kapı.

Tek pencer ve tek kapı güvenlidir ve mahremiyeti korur! Bazen içinde çatlaklar oluyordu ama gereken müdahale yapılıp çatlaklar sıvazlanıyordu!

Tek kapıyı  (rahat ticaret yapmak için) kitlediğinde, yeni kapılar açılacağını da umursamadılar.

Yeni kapılar zorunlu olarak açıldı!

Çok kapılı bir odanın ne mahremiyeti ne de güvenliği kalır maalesef.

Bu yüzden sayımlar bizim için çok önemli. 2011 Sayımlarındaki (Bizzat aktif görev aldığım) sayımızı muhafaza etmek ve daha güçlü çıkmak zorundayız.

Sonra oturup bu kapılar konusunu düzeltmeliyiz. Düzeltemezsek ne kapı kalacak, ne de pencere!

Bir de kapının girişine şu tabela asılmalı!

Ticaret yapmak isteyenler buraya giremez…

Çünkü bu işi ticaret kapısı olarak görenler, yarın herşeyimizi satabailirler!

Orhan Lopar

06.03.2024

Devamını Oku

PROF. DR. YUSUF GÜLDEREN’İ ANARKEN…

PROF. DR. YUSUF GÜLDEREN’İ ANARKEN…
4

BEĞENDİM

ABONE OL

TÜRKOLOJİ BÖLÜMÜNÜN GİZLİ KAHRAMANI…

Kosova’da varlıkları yadsınan Türklerin 1951’in baharında resmen kabulüyle birlikte, Türkçe eğitime destek amaçlı büyük bir seferberlik başlamıştı. Bugün de devam ediyor.

Geçmişte ilk, orta, yüksek ve üniversite kurumlarında Türkçe eğitimin daha başarılı olması için katkısı geçenlerin tümünü saygıyla anıyor, bugün hizmete devam edenlere  merhaba diyorum.

Hizmet, katkı, destek adına her ne dersek, tüketilen bu çabaların gizli kahramanlarını unutmamak, gerekir.
trcasino
Bugün değerli öğretim görevlisi, üniveriste hocam ve yaş farkımıza rağmen dava  arakadaşımız Priştine Üniversitesi Felsefe Fakültesi Tarih Bölümü öğretim görevlisi Prof. Dr. Yusuf Gülderen’i anmak istiyorum.

Otuz altı yıl  önce Priştine Universitesi Felsefe Fakültesi’nde (bugün “Hasan Priştina” Universitesi Filoloji Bölümü) çalışmalarını sürdüren Türkoloji Bölümü’nün açılmasında çok büyük katkısı geçen gizli bir kahramandı.

Arşivimde 1986 yılında gazeteci olarak Fakülte Dekanı Hasan Mekuli ile Türkoloji’nin açılması konusunda yaptığım reportajı ve Türkoloji bölümnün açılması konusundaki engelelyici şu sözlerini “Türkoloji’yi okumak isteyenler, Üsküp’te okuyabilir. Açılması bizim için masraflıdır…” ve benim “O zaman Fakültedeki İngilizce bölümü de gereksiz. Mademki çevremizdeki ünüvesiteler de bu bölüm var…” yanıtımı bir daha okudum.

Açılması için ısrarlı çalışmalar çok yönlü devam ediyor, iki yıl sonra ancak alınan kararın uygulanmasıyla ilgili yeni seçilen Fakülte Dekanı Dr. Radivoje Kuliç ile reportaj  (14 Şubat  1988, Tan  Gaztesi) sırasında 1988/89 öğretim yılında bölümün açılacağını ve gerekli hayırlıkların yapıldığını öğrendim.

Öncesinde, Konsey’de oylanacak Türkoloji’ye “evet” kararının çıkması için büyük bir lobicilik çalışması yapanlardan biri de  Gülderen Hocaydı. Bu kararın alınabilmesi için bazı Konsey üyeleri arkadaşlarıyla ve Konsey üyesi olanların çalışma arakdaşlarıyla özellikle “Alo Alo” restaurantında yapılan hararetli ve etkileyici yemekli sobetlerin şahidiyim.

Bugün, amansız hastalık sonucu 26 Ocak 1997 aramızdan ayrılan değerli tarihçi Prof. Dr. Yusuf Gülderen’in ölüm yıldönümüdür.

Dragaş’a bağlı Brod köyünde 13 Şubat 1945 günü dünyaya gelen Gülderen Hoca, çok geniş ailesinin Türk kökenli olduğunu kanıtlayan bilimsel çalışmasıyla, bana özellikle tarihteki olaylara bilimsel yaklaşım konusunda örnek olmuş,  Balkanlar’a Türk boylarının daha 4. yüzyılda yerleşmeye başladıklarını, Makedonya’daki Komanova şehrini Kuman Türklerinin kurduklarını ve diğer önemli tarihsel bilgileriilk defa kendilerinden işitmiştim.

Bugün 300’e yakın Türkolog yetiştiren Türkoloji Bölümü,  bir gizli kahraman olan tarihçi Prof. Dr. Yusuf Gülderen’i unutmayacaktır.

Aradan yıllar geçse de  Gülderen Hocam gibi donanımlı tarihçi,dost ve alçak gönüllü bir insanı tanımış olmanın gururunu taşıyor, saygıyla anıyorum.

26 Ocak 2024

İbrahim Arslan/Kosova

Devamını Oku
casibomholiganbet girişOnwinholiganbetDeneme Bonusu Veren Siteleronwinonwin girişbets10jojobetjojobetjojobet girişjojobetjojobetjojobet girişcasibom giriş